Okul çağı çocuğun
aile yuvasından dışarı çıkıp dünyaya açıldığı toplumsal çevreye katıldığı ilk
yerlerden biridir. Okula gelene kadar, çocuğun dünyasında anne-baba birinci rol
modelken; okul hayatına başlamayla birlikte, öğretmen anne babanın yerini
alacaktır.
Bu noktadan
hareketle, öğrencilerinizle iyi ilişkiler kurmaya özen göstermeliyiz. Çünkü
öğrencilerin öğretmenlerini sevmeleri ile derslerinde ki başarının arasında
anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Eğitim amaçlarına ulaşılması açısından derste
öğrenilenler kadar öğrencilerle kurulacak olan ilişkilerde önem
kazanmaktadır.
Öğretmenler
olarak, öğrencilere karşı göstereceğimiz tutum ve davranışlarında kuracağımız
iletişim biçiminde birtakım hususlara dikkat etmemiz
gerekmektedir.
Öğrencinin
Yansıttığı Kişiliği Kabul Etmeliyiz.
Öğrencilerimizin
hatalı yönleri olabilir. Bu hatalara dayalı olarak öğrenciye tahammül etmek zor
olabilir. Ancak öğrencinin size karşı yansıtmış olduğu kişiliği kabul
ettiğinizde sizleri dinlerler. Eğer öğrencilerinize yönelik eleştirileriniz
varsa ve hatalarını düzeltmeye yönelik çabalarınızda, onlara yönelik kuracağımın
en etkili iletişim yolu mutlaka onların olumlu davranışlarını, olumlu yönlerini,
özelliklerini fark ederek, vurgulamak olmalıdır.
Öğrencilerimizi
Asla Utandırmamalıyız.
Öğrencilerinizin
suçları, hataları ne olursa olsun sınıf veya herhangi bir topluluk önünde onları
utandırdığımızda veya teşhir ettiğimizde aramızda kurulu olan köprüleri
yıkabiliriz. Bu nedenle bu hususlara dikkat etmeli, öğrencilerimizi uyarmamız
gereken noktalar olursa bunları birebir paylaşmalıyız. Unutmayalım ki
öğretmenlerimizin asıl görevleri öğrencilerin hatalarını yakalamak değil
doğrularını yakalamaktır.
Öğrenciler
Arasındaki Sosyal İletişimi Güçlendirmeliyiz.
Öğrencilerinize
bize ve arkadaşlarına yardımcı olabilecekleri fırsatlar yaratmak, onlarla sosyal
iletişim kurmayı önemsemek ve arkadaşları ile aralarında kuracakları sosyal
ilişkileri teşvik etmek gerekir.
Böylece öğrencilerinize kendisinin önemli olduğunu hissettirmiş olup aynı
zamanda kendisine olan güvenini de kazanmasını sağlarız.
Öğrencilerimizi
İyi ve Doğru Dinlemeliyiz.
Bütün insanlar
söyleyeceklerinin önemli ve kendilerine özgü olduğuna inanırlar. Bu sebeple
öğrencilerimizin söylediklerini dinleyin ve hatta ona kendi söylediklerini geri
bildirimlerde bulunarak tekrarlayın. Böylece anlamış olduğunuzu açıkça belirtmiş
olursunuz. Bu iletişim sonunda onlarında sizin söylediklerinize önem verme
ihtimalleri artar.
Öğrencilerimize Ne
Kadar Kızarsak Kızalım Onların Kalıcı Kişilik Özelliklerine Atıfta
Bulunmamalıyız.
Çocuklar
gelişimlerinin gereği olarak pek çok şeyi eksik ve hatalı yapabilirler. Bu durum
hem gelişimin hem de eğitimin doğası gereğidir. Eğer onlardan her şeyi doğru
yapmalarını beklersen eğitimin mantığına aykırı bir istekte bulunmuş oluruz.
Bazı çocuklar özellikle zor çocuk
olabilir. Ancak çocuklar hangi davranışlarda bulunurlarsa bulunsunlar onların
kalıcı kişilik özelliklerine yönelik, hakaret ve lakaplarda bulunmamalıyız. Sen
kalın kafalısın, geri zekalı mısın, salak……vb. ifadeler
çocuklarımızın kalıcı kişilik özelliklerine yönelik olarak söylenmiş
ifadelerdir. Bu durum tüm çocukları olumsuz etkileyecektir. Bu tarz ifadeler
çocukların kendilerine olan öz saygılarının düşmesine, akademik başarısızlığın
artmasına ve sosyal ilişkilerinde bozulmaya yol açar. Ayrıca çocuğun öğretmene
karşı duyduğu saygı ve sevginin azalmasına da neden olur.
Tüm bu durumlar öğretmen ve öğrenci
arasındaki etkili iletişimi olumsuz etkileyeceğinden eğitimin kalitesini de
olumsuz etkileyecektir.
Özetle biz öğretmenler olarak
öğrencilerimizi önemsemeliyiz. Onların her birinin farklı özellikleri ve farklı
ihtiyaçları olduğunu hiçbir zaman unutmamalıyız. Öğrencilerimizin ilgi yetenek
ve kabiliyetleri doğrultusunda bir eğitim planlamak, çocuklarımızın sadece
akademik olarak değil, sosyal, fiziksel, duygusal olarak da tam bireyler olarak
yetişmelerini sağlayacaktır